Konusuna gelecek olursak; kitap, yazarın annesinin gençlik yıllarına ait bir fotoğrafı bulmasıyla başlıyor. Bu fotoğraf ona, annesinin bir zamanlar hayalleri, umutları ve özgürlüğü olan genç bir kadın olduğunu hatırlatıyor. Ardından annesinin çocukluğunu, gençliğini, evliliğini, yoksullukla mücadelesini ve erkek egemen bir…devamıKonusuna gelecek olursak; kitap, yazarın annesinin gençlik yıllarına ait bir fotoğrafı bulmasıyla başlıyor. Bu fotoğraf ona, annesinin bir zamanlar hayalleri, umutları ve özgürlüğü olan genç bir kadın olduğunu hatırlatıyor. Ardından annesinin çocukluğunu, gençliğini, evliliğini, yoksullukla mücadelesini ve erkek egemen bir toplum içinde zamanla nasıl kendi hayatından uzaklaştırıldığını anlatıyor. Kısacası bu kitap yalnızca bir annenin yaşam öyküsü değil; aynı zamanda kadınların, alt sınıfın ve yoksulluğun insan hayatını nasıl şekillendirdiğini sorgulayan güçlü bir toplumsal eleştiri.
Bence kesinlikle herkesin okuması gereken kitaplardan biri. En sevdiğim yönlerinden biri de yaşanan her şeyi kader olarak anlatmak yerine, bunların toplumun, yoksulluğun, eril şiddetin ve erkek egemen düzenin bir sonucu olduğunu göstermesiydi. Yazar, annesinin yaşadığı hayatın kaçınılmaz olmadığını ve şartlar farklı olsaydı her şeyin bambaşka olabileceğini hissettiriyor. Bu yüzden kitap boyunca aklımda en çok kalan düşünce de "Her şey başka türlü olabilirdi." oldu.
Kitap yalnızca fiziksel şiddeti de anlatmıyor. Kadınların hayallerinden vazgeçmek zorunda kalmasını, ekonomik özgürlüğünü kaybetmesini, sürekli ev işleri ve çocuk bakımıyla özdeşleştirilmesini, aşağılanmasını ve toplumun kadınlara yüklediği görünmez sorumlulukları da bir şiddet biçimi olarak ele alıyor. Bir kadın olarak bunları okumak beni ayrıca etkiledi. Bunun yanında yoksulluğun sadece maddi imkânsızlık olmadığını; insanın seçimlerini, hayallerini ve özgürlüğünü elinden alan bir sistem olduğunu da çok başarılı bir şekilde gösteriyor.
Yazarın kendi çocukluğuna ve yaşadığı dışlanmaya da yer vermesi kitaba ayrı bir derinlik katmış. Böylece eser sadece kadınların değil, toplumun farklı gördüğü herkesin nasıl baskı altında bırakıldığını da anlatıyor.
Yazım diline ise ayrıca bayıldım. Nefis derecede sade ve akıcı. Gereksiz betimlemelere boğulmadan, doğrudan duyguyu hissettiren bir anlatımı var. Yaklaşık 78 sayfalık bir kitap olmasına rağmen vermek istediği mesajları oldukça güçlü bir şekilde aktarıyor. Bir oturuşta rahatlıkla okuyabileceğiniz ama bitirdikten sonra uzun süre üzerine düşüneceğiniz kitaplardan biri.
Kitabın adı da bence içeriğini kusursuz bir şekilde yansıtıyor. Çünkü burada anlatılan kavgalar sadece bir eşle yaşanan çatışmalar değil; yoksulluğa, toplumsal cinsiyet rollerine, eşitsizliğe ve kadına dayatılan hayata karşı verilen görünmez mücadeleler.
Ben bu kitabın gerçekten önemli bir eser olduğunu düşünüyorum. Toplumsal sınıf, kadın-erkek eşitsizliği, yoksulluk, özgürlük ve mücadele gibi konuları bu kadar kısa bir metinde böylesine etkileyici bir anlatımla ele alabilmesi bence büyük bir başarı. Ben çok ama çok beğendim. Eğer bu konular ilginizi çekiyorsa, bu kitabı kesinlikle okumanızı öneririm.