Men seni seviyem he.. " Geçip giden bir şeye üzülüyor musunuz? Yemin ederim ki sizin için hayırlı olsaydı kalırdı.. " - Bakara, 216. " ..Göğsünün daraldığını biliyoruz. " - Hicr, 97.
Spoiler içeriyor
Of ama nedeeeen, ağlatıcaksınız şapşallatim ya. Yav ama neden.. neden Will.. daha mutlu bir aonunuz olabilirdi belki şeker parem. Hayatında Lou givi biri var nedeeen? Lou'nun karakterini çok sevdim zaten, tarzı çok hoşuma gitti. Benim de istediğim, uğraştığım ama normalde…devamıOf ama nedeeeen, ağlatıcaksınız şapşallatim ya.
Yav ama neden.. neden Will.. daha mutlu bir aonunuz olabilirdi belki şeker parem. Hayatında Lou givi biri var nedeeen? Lou'nun karakterini çok sevdim zaten, tarzı çok hoşuma gitti. Benim de istediğim, uğraştığım ama normalde giymeye cesaret edemeyeceğim bi renklilikte tarzı var. Bayıldım doğrusu başka bi evrende Lou olurum umarim.
He sonra işte çok güzeldi yaa, peri masalı falan derler inanmazsın ya bu o peri masalı iştte. Ya bunu demekten utanuyorum ve bu vaybı nasıl aldım bilmiyorum ama çok wattpad gibi hissettirdi yaa. Hani Will'in yaptığı bencillik tam wattpad karakterlerinin yapabileceği bi bencillikti. Ötenazi bildiğin yav.
Yok aslında kızmıyorum Will'e çünkü bi noktada o da haklı, her ne kadar hayatını güzelleştiren bir Lou'su olsa da her zaman bedeninde hissettiği bir acı var. Ve bedeniyle yapmak istediklerini yapamamasının acısı da ruhunda var. Her şeyi yapmak isteyen bir ruh hiçbir şey yapamayan bir bedene sıkışmış ve adam haklı olarak ömrü boyunca bunun acısını ne çekmek ne çektirmek istedi. Belki de biliyordu zaten kendi rızasıyla ölmeseydi her hangi bir hastalıktan, ateş yükselmesinden falan çok mutlu oldukları bir anda hık diye gidecekti belki de. Böyle bir şey yaşanmaması, güzel olan bir anının kötü hatırlanmaması için ötenaziyi seçti. Merak etmiyorum nasıl olduğunu ama öyle bir durumda olsaydım belki bende ötenaziyi seçerdim.
Yine de o 6 ay o kadar güzeldi ki. Ve bu filmse seven insanla sevmeyi bilmeyen insanın farkını da görmüş olduk. Yav patrick gavat misin kıza doğum gününde neden kendi isminin yazılı olduğu bi kolye alıyosun kız ona bakıp seni mi hatırlıycak sence bence bumblebee çorap aşkım.
" Kısacık bir hikayeydi ama o kadar güzeldi ki. Hani bazen radyonun sesini açtığınızda en sevdiğiniz şarkının sonuna denk gelirsiniz ya.. onun gibi.. "
Güzel sevelim, güzel sevilelim..
Kalbimin bi köşesinde kalıcaksın güzel film..
Bu arada şundan da bahsetmem gerekiyo bi insana sizden önce ve sonrası gibi bir ayrım yaşatabilmek de çok güzel olurdu. Ben isterdim şahsen sen hayatıma girdiğinden beri hayatımı tanıyamıyorum diyen bir insan hayatımda olsun.. çok da yorar bu aslında, birinin yıllarca alıştığı şeyi değiştirmeye çalışıyosun sonuçta.
Bugün fazla mı derine daldık ne?
Spoiler içeriyor
Tesadüflerin hastasıyım. Ben normalde Vatan Sağolsun diye bir film izleyecektim, girdim hdfilmcehennemine baktım yok. Dedim nasıl olur sonra biraz karıştırdım oraları bu filmi gördüm ve isminden mütevellit izlemeye karar verdim. Dedublüman'ın bu isimli bir şarkısı var ve benim en sevdiğim…devamıTesadüflerin hastasıyım.
Ben normalde Vatan Sağolsun diye bir film izleyecektim, girdim hdfilmcehennemine baktım yok. Dedim nasıl olur sonra biraz karıştırdım oraları bu filmi gördüm ve isminden mütevellit izlemeye karar verdim. Dedublüman'ın bu isimli bir şarkısı var ve benim en sevdiğim şarkılarından biridir ama hiç bi hikayesi hatta filmi olabileceğini düşünmemiştim.
Gerçek bir olaydan esinlenilmesi beni daha da etkiledi. Yaşanan olay şu; 4 Nisan 1953'te Çanakkale Boğazı'nda Nara Burnu açıklarında batan TCG Dumlupınar denizaltısında 22 denizcinin mahsur kalması. Gerçekte de maalesef uzun saatler bekleyişlere rağmen kurtulamamışlar.
Her birinin de bir sevdiceği varmış, bu olaydan sonra Ah Bir Ataş Ver türkü olarak çıkmış zaten ve ege bölgesinde çok yaygınmış.
" Ah bir ataş ver cigaramı yakayım. " diye bir yer var zaten çok uzun değil sürekli tekrar eden bir şey. Gerçekte de filmde de şöyle bir şey geçiyor. " Kurtarmak için yardım gönderiyoruz, oksijeni düzenli kullanın. Sigara içmeyin, türkü söylemeyin. " gibi bir uyarı yapılmış ve orada kalan denizciler de son raddeye kadar bu kurala gerçekten uymuşlar. Ama maalesef ki saatler süren bekleyişin arsından 87 mil derinlikten kurtarılamayacakları anlaşılınca sigara içmeye karar vermişler. 22 kişiden 5 kişi kurtulmuş ama nasıl kurtuldukları hakkında bi fikrim yok. Onların ölümünden sonra da bu türkü çıkmış işte.
Valla etkilendim ya şimdi şarkıyı daha çok seviyorum, film çok eski değil aslında 2018'de çekilmiş ve 30 dk'lık bir şey izleyinn.
Ölüm hakkında düşünceler, korkular da hissediliyor ya o çok hoşuma gitti. Komutanın bi' çocuğu vardı mesela ve sigarayı yaktığı anda yüzündeki o artık nasıl tanımlanır bilmiyorum vazgeçmişlik duygusu o kadar iyi yansıtıldı ki ben orda dedim tamam.
Ve 4 nisana da 3 gün kalmış, böyle tesadüfler etkiliyor beni ya.
Vatan sağolsun.
Spoiler içeriyor
Ay ağlıycam şimdi salak şey seni.. Çok etkilendim bu arada yaa. Ben çok seviyorum zaten böyle animasyonları falan, özellikle benim için bi muhteşemdi. Bi ejderhamız olsun istemez değildik yani bizde.. Eve geldim, gelirken noodle aldım açım yapar yerim diye 2…devamıAy ağlıycam şimdi salak şey seni..
Çok etkilendim bu arada yaa. Ben çok seviyorum zaten böyle animasyonları falan, özellikle benim için bi muhteşemdi. Bi ejderhamız olsun istemez değildik yani bizde..
Eve geldim, gelirken noodle aldım açım yapar yerim diye 2 tane yapmıştım o kadar fazla geldi ki yaparken de bunu izliyodum işte. Maalesef yiyemedim birazını, bilmiyom special almıştım ama onu normalde çok tercih etmediğimi unutmuşum. Bayadır noodle yemiyodum, ondan neyi sevip neyi sevmediğimi de unutmuşum. Neyse bunu öylesine anlattım.
Gözüme çarpıyodu da film arada hep sonralıyodum ama izledim işte. Güven çok önemli bi mesele yaa, en azından ben Raya'nın yerinde olsaydım artık 2 kere sırtımdan bıçaklayan birine bir daha güvenip o taşları emanet etmezdim büyük ihtimalle ama işte filmde önemli olan o güven hissinin sağlanmasıydı zaten. Çok da söyşeyebileceğim bir şey yok zaten, bir de ben filmlerden falan ekran görüntüleri almayı çok seviyorum galerim şenlendi bu filmin sayesinde. Öneririrm, izleyin.
Gerçek dünyada da bir şeyler taşla, ejderhayla, yağmurla falan halledilebilseydi fena olmazdı sanki. Neyse biyoloji sınavım var benim ya hiç de sevmem kendisini...
Aman yarabbii..
Onlar hakkında bir şeyler izlemeyi çok seviyprum, iyiki geri döndünüz. Şaka maka birlikte büyüyoruz, ben çok duygulanıyorum böyle şeylerde. Seviyorum sizi.
Al kendini git artık yaa, yeter. Ömrü hayatımda hocam ben böyle genişlik, böyle onursuzluk görmedim hocam. Ya zaten çağımız da herkes popüler olan her şeye bağlanma derdindeyken niye böyle bir dizi çıkartır ki insan? Çocuk gelinlere laf ediyordu herkes zamanında…devamıAl kendini git artık yaa, yeter.
Ömrü hayatımda hocam ben böyle genişlik, böyle onursuzluk görmedim hocam. Ya zaten çağımız da herkes popüler olan her şeye bağlanma derdindeyken niye böyle bir dizi çıkartır ki insan? Çocuk gelinlere laf ediyordu herkes zamanında ama bu dizi sadece modernleştirilmiş hâli. Modernite dediğimiz şey o kadar tehlikeli ki her geçen gün normal bir insan yapsa idam kararı çıkartılması için imza toplanabilecek her şey televizyonlarda modernlik adı altında sunuluyor. Daha ne kadar oldu ki adaya kaçırılıp çeşitli ayinlere alet edilen çocukların, belki de çocuklarımızın haberinin çıkması? Bir insan 18 yaşına bastı diye çocuk kalıbından çıkmış olmuyor, yasal olarak öyle evet ama aklını başına devşiremeyen, hayatını mahveden kararı bir dakika içerisinde veren her genç hâli hazırda büyüyen bir çocuktur. Ya kadın 25 olur adam 35 olur aşk hikayesini yazarsın derim tamam ikisi de belli bi olgunlukta falan ama kız çocuk daha yaa. Diziyi de izlemedim, kitabını da okumadım. Böyle bir içeriğe mağruz kalmak istemiyorum açıkçası.
Bence toplumsal çürümeye bi artı daha katan bir yapım olmuş. No no wasabi yani..
Spoiler içeriyor
• İyidi gayet. Anlatmak istediği şey çok mantıklı aslında, insan hayatta ne zaman nereden fırsatlar açılacağını bilmiyor. Bir işe başladığında sonunda nasıl birine dönüşeceğini, nerede ve kimlerle olacağını kestiremiyor. Hayal kurma olayı da bu yüzden var büyük ihtimalle. O kadar…devamı• İyidi gayet. Anlatmak istediği şey çok mantıklı aslında, insan hayatta ne zaman nereden fırsatlar açılacağını bilmiyor. Bir işe başladığında sonunda nasıl birine dönüşeceğini, nerede ve kimlerle olacağını kestiremiyor. Hayal kurma olayı da bu yüzden var büyük ihtimalle. O kadar çok tereddüt doluyuz ki seçimlerimize karşı, bir şeye evet dediğimizde acaba nolacak ya da hayır dediğimizde acaba ne kaçırdım demekten seçimimizin bizim için ifade ettiklerine odaklanamıyoruz. Ben günlük hayatımda çok kararsız olan bir insanım, dün gece bir fikir geldi mesela kütüphaneye gelmek ister misin dedim okey gelirim. Sabah uyandığımda o kadar çok istemiyodum ki bi yere gitmek ki gitmedim de zaten. Aslında gece yatmadan önce aklımdan yarın kütüphane çok sıkıcı geçecek düşüncesini geçirdikten sonra uyudum. Demek istediğim şey aslında bir şeye evet dedikten sonra o eveti korumak o kadar zor bi hale gelebiliyor ki bazen, bu yüzden önemli işte bazı şeylere düşünerek cevap vermek. Ben evey diyebilirim ama benim hayır deme seçeneğim de var. Günümüzde çoğu insanın sorunu bu zaten hayır diyememek. İstemese de sırf karşısındaki kırılmasın, yanlış anlamasın diye hayır diyemeyen ve bazı şeylere katlanan o kadar çok insan var ki. Maalesef bende bazen yapıyorum ve istemediğim bir ortamda olduğumda o kadar çok üzülüyorum ki kaybettiğim saatlere. Bi insanın bir şey isteyip istememesi gerçekten çok önemli şu hayatta çünkü bir şey senin hiç ama hiç ilgini çekmiyorsa o şeyi yaparken aklının içinde o an yapabileceğin başka şeyler vardır. İnsanların düşüncelerine göre hayatı yaşamaktan nefret ederim ama hayatımdaki bazı insanlar yapıyor diye yaptığım şeyler, ya da sırf birisi istiyor diye katlandığım şeyler o kadar çok ki. Bu bazen de sırf insanların gönlünü eylemek için, sıkıtnı çıkarmasınlar diye yaptığım bir şey. Filmde Carl'ın durup dururken bir şeyler yapmaya karar vermesi o kadar hoşuma gitti ki. Karar veremeyen birisi olduğum için bir anda hayatına yeni birilerini alması, yeni şeyler denemesi falan bir tıkta garibime gitti. Neredeyse monoton bir hayat yaşıyorum ki bu biraz da öğrenci olmamdan kaynaklanıyor ama isterdim sanırım bir gün fabrika arkasında çalışayım, bir gün başka bir dilin dersini alıp başka bir günde yağmurda ıslanan balıklara yardım kurumuna destek olayım falan. Bir şeye çok düşünerek evet ya da hayır demekte iyi değil. Evet deseniz aklınız hayır da, hayır deseniz aklınız evet de kalıyor. Bence insanlar korkuyorlar. İki seçeneğin var falan ama ikisinin de o kadar çok opsiyonu oluyor ki ben yoruluyorum bazen hangisi daha yararlı diye karar vermeye çalışmaktan. Bu yüzden hep bir korku oluyor, ne olacağını bilmiyorsun her şey daha kötü olursa nasıl toparlayacağım diye düşünüyorsun ama ya her şey daha iyi olursa? O zaman ne kadar keyif alacağını düşünmüyor insanlar, hayata karşı hep bir korku ve güvensizlik var çünkü. En azından ben böyle düşünüyorum.. Güzel filmdi, ben aslında Jim Carry'nin " bir daha görüşmüyüz bilmiyorum ama şimdiden günaydın, iyi günler ve iyi geceler. " gibi bir şey dediği filmi izlediğimi sanıyordum.
Bu filmde gördüğüm saçmalıklar ise Carl'ın yaşlı kadının fanfinfonunu kabul etmesi ve son sahne. Aptalcaydı..
Spoiler içeriyor
• Şöyle ki ne zaman izlediğimi hatırlamıyorum ama baya oldu izleyeli. Overthink yaparken dedim ben böyle bi film izlemiştim adı neydi acaba falan chatgptden öğrendim. İzlediğim zaman sıkılmamıştım, meraklanmıştım hatta ama sonunu beğenmediğimi hatırlıyorum. • John bi' ergen ve ailesini…devamı• Şöyle ki ne zaman izlediğimi hatırlamıyorum ama baya oldu izleyeli. Overthink yaparken dedim ben böyle bi film izlemiştim adı neydi acaba falan chatgptden öğrendim. İzlediğim zaman sıkılmamıştım, meraklanmıştım hatta ama sonunu beğenmediğimi hatırlıyorum.
• John bi' ergen ve ailesini evlerinin yakınında bulunan bi mahzene hapsediyor. Onlar ortadan kaybolduğunda onları merak eden insanlara yalan söyleyerek durumu kurtarmaya çalışıyor. Ailesi de dehşet zengin yani erişemeyeceği bir şey yok ama John sanırım 13 yaşında bi velet olmaktab sıkılmış, babasının arabasını sürmeye çalışıp bankadan para falan çekiyo, tek başına yrmek yapmaya çalışıyo falan.. bunlar normalde yaptığı şeyler değil ve merak ediyo garibim napsın..
• İzlediğim zamanda John'un nasıl bi psikoloji içerisinde olduğunu falan merak etmiştim ama olay sanırım sadece erkenden büyümek ve gerçekten bi şeyler yapmak biri olmak istemesi. 13 yaşında ailenin en küçüğü olduğu içinde pek tabii aman aman kâle de alınmıyo kendisi. Yani baait bi film kendini göstermek isteyen bi çocuğun hataları gibi bir şey.. ama yine de hafiften psikopatlık sezdim ailesine yemek falan götürüp tuvaletleri için poşet falan veriyo rahatsız değil yani orda olmalarından.
• Neyse, spoiler verme sebebimde muhtemelen izleyenlerin çoğu zaman kaybı olarak görücek. Yani bomboş bi zamanınızda izleyin isterseniz, backroomsa düşer yakında zaten.