Spoiler içeriyor
●Elif Hümeyra Aydın'ın Doğum Lekesi, birbirinden bağımsız gibi görünen ama aynı duygusal evrende dolaşan öykülerden oluşuyor. Hep bir yerinden aile ve ilişkiler kavramına dayanıyor her bir hikaye. Kitabın merkezinde özellikle kadınlık, aile, çocukluk, yalnızlık, kırgınlık, annelik ve insanın geçmişinden kurtulamaması…devamı●Elif Hümeyra Aydın'ın Doğum Lekesi, birbirinden bağımsız gibi görünen ama aynı duygusal evrende dolaşan öykülerden oluşuyor. Hep bir yerinden aile ve ilişkiler kavramına dayanıyor her bir hikaye. Kitabın merkezinde özellikle kadınlık, aile, çocukluk, yalnızlık, kırgınlık, annelik ve insanın geçmişinden kurtulamaması var. "Doğum lekesi" adı da aslında bunun simgesi: İnsan doğduğu aileden, çocukluğundan ve ruhunda taşıdığı izlerden kolay kolay kurtulamıyor.
Bu kitap olay anlatan bir öykü kitabından çok insan ruhunu anlatan bir kitap.
Yazar büyük olaylar yerine insanların içindeki sessiz yaraları gösteriyor. Hikâyelerde bağıran insanlar yok; daha çok susan, içine atan, anlaşılmayı bekleyen insanlar var.
Neredeyse bütün hikâyelerde karşımıza çıkan düşünce şu: İnsan büyüse bile çocukluğu peşini bırakmaz.
Annenin bir sözü... Babanın eksikliği... Bir terk ediliş... Bir utanç... Bir sevilmeyiş...
Bunlar insanın üzerinde "doğum lekesi" gibi kalıyor.
HİKAYELER:
1-) Kesik Süt Tadı:
Anneler ile kızların hesaplaşması ve sonuçsuz kalan isyanlar sonucu kalınan yerden devam etmek hayata...
2-) Göz Çukuru:
Camdan tesadüfen gördüğün, sana bakan bir insanın, bir adamın üzerinden kafanda nasıl bir hikaye kurabilirsin, ne kadar kendini kaptırabilirsin. Üstelik bu mesele ile geçmişe dalınca ortaya seninle ilgili çıkanlar da neyin nesi?..
Sen gerçekten göründüğün kişi misin?.. dedirtiyor insana bu hikaye.
3-)Uluma:
Bu hikayeyi çok bağendim. Oradaki kadın karakteri kendime yakın hissettim. Onun da benim gibi (ya da benim de onun gibi) içinde birbirinden farklı birçok kişi var. Hangi birini dinleyip hangi birine göre konuşup hareket edeceğini şaşırmış durumda. İçindeki birbirinden farklı kişilere laf yetiştirmeye çalışıyor sokakta koşarken ve koşma fikri de çok yakın. Ne çok zaman oldu koşmayalı♡
4-)Terazisi Meçhul:
Bazen bende de olur. Sevdiklerime, özellikle anneme onun hoşuna gitmeyecek bir şeyleri açıklamak öyle zor gelir ki. Bunu en çok da benden beklemedikleri için yapmak zor gelir. Ama ya ben, onların bildğinden, gördüğünden çok başka biriysem?..
5-)Şah:
Bir kadın, bir erkek ve bir durak...
Sanırım böyle bir şeylerdi hikaye ya da belki de bir iç sesti sadece bir kadına ve duygulara dair?..
6-)Taştan Topraktan:
Görülmeyen, duyulmayan ve muhtemelen sevilmeyen çocuklardan biri daha. Ne acı!..
7-)Köpük:
Her şey başka türlü olabilir miydi. Yaşadığın hayatı, seçtiğin insanı geriye dönüp değiştirsen. Belki evet belki hayır... ama sen hep "evet" dersin buna. Çünkü hep öyle zanneder insan. Yaşanmayan, tercih edilmeyen hep en iyisidir.
8-)Serum:
Anneler hiç hasta olmasa keşke. Ölüm bile bazen neyse de onları hasta görmek çok fena...
8-)Acı. Yapışkan. Yeşil Şeyler:
İhanetin acısı mı yoksa sevdiğini kaybetmenin mi bu seni darmadağın eden?
Belki de alışkanlık sadece her şey?...
Böyle yarım yamalak bir şeyler söyleyebiliyorum hikayeler ile ilgili şu anda anca ama güzeldi bence hikayeler.
21 Temmuz Salı-2026